Enerjide uluslararası yatırımlar artacak

353

Başbakanlık Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı (TYDTA) Başkanı Arda Ermut, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’nin son 15-16 yılda çektiği 194 milyar dolarlık doğrudan yatırımın 18 milyar dolarlık kısmının enerjide olduğunu söyledi.

Türkiye’nin enerjide uluslararası yatırım çekmeye devam ettiğini belirten Ermut, bu alanda rekabetçiliğin ve dinamizmin artmasıyla bazı aktörlerin gelmesinin bazı aktörlerin çıkmasıyla sonuçlanmasının doğal bir süreç olduğunu dile getirdi.

Bu alanda sadece doğrudan yatırım olarak değil satın alma, birleşmeler anlamında da ciddi bir hacim görüldüğünü belirten Ermut, enerji sektöründe geçen yıl yaklaşık 3 milyar dolarlık birleşme ve satın alma hacmi oluştuğu bilgisini verdi.

Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) modelinin hem ülkenin ihtiyaçları doğrultusunda geliştirildiğini hem de yatırımcı açısından ciddi potansiyel oluşturduğunu kaydeden Ermut, „Bunun için zaten iki tane 1 GW’lık büyük YEKA ihalesinde yabancı yatırımcıların Türk yatırımcılarla birlikte ciddi ilgi gösterip kazanan konsorsiyumlarda yer aldıklarını gördük. Bu aslında bu noktada atılan adımların da doğruluğunu gösteriyor.“ diye konuştu.

Özellikle yüksek teknolojili üretim yapan uluslararası yatırımcıların artacağını öngördüklerini aktaran Ermut, „Önümüzdeki dönemde YEKA’da rüzgar ve aynı zamanda yeni güneş projelerinin ihaleye çıkılacağını öngörüyoruz. Yine batarya üretimi belki bunun önemli bir parçası olacak. Bunların hepsi bizim daha fazla uluslararası yatırımcıya ulaşmamızı, onlar için Türkiye’de fırsatlar oluşmasını sağlayacak. O anlamda biz enerji sektöründeki uluslararası yatırımcıların faaliyetlerinin ve yatırımlarının artacağını öngörebiliriz.“ ifadelerini kullandı.

„BATARYA TEKNOLOJİLERİ SIÇRAMA TAHTASI SAĞLAYACAK“

Ermut, yenilenebilir enerjide istikrarın ve verimliliğin artırılması noktasında batarya teknolojisinin çok önemli olduğunu ve fırsatlar içerdiğini söyledi.

Batarya teknolojilerinde dünyada ön plana çıkmış ülkeler ve firmalar olsa da hala gelişmenin çok hızlı olduğunu ve maliyetlerin de hızlı bir şekilde düştüğünü belirten Ermut, şunları kaydetti:

“Otomotiv sektöründe olsun, enerji sektöründe olsun, bunun yansımalarını görüyoruz ama bu maliyetlerin önümüzdeki dönemde düşüp batarya teknolojilerinin çok rekabetçi bir konuma geleceği de ortada. Dolayısıyla ülke olarak bu konuda adımımızı zamanında atarsak bu teknolojide önemli bir yerde olacağız. Şu anda bu adımların atılıyor olması ve halihazırdaki bizim bütün büyük projelerimizin bu detay da dikkate alınarak dizayn ediliyor olması çok önemli.”

Arda Ermut, „Türkiye’nin otomobili“ projesinin de temelde elektrikli otomobile dayandığını hatırlatarak, aynı zamanda Türkiye’de üretim yapan global markaların da elektrikli modellerini burada üretmeye başlayacağının görüleceğini ifade etti.

Bu üretimleri yapacak yatırımları uzun vadede daha çok çekebilmek için de batarya teknolojisinin Türkiye’de gelişmesinin önemli olduğunu vurgulayan Ermut, bu anlamda özellikle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın attığı adımların önemine işaret etti.

Ermut, “Böylece bu teknolojinin Türkiye’ye gelmesi noktasında hem elimizde güçlü bir enstrüman olacak hem de bu teknolojide dünyada önemli bir yere geldiğimizde bu konudaki diğer bütün yatırımların daha çok çekilmesi noktasında bize bir sıçrama tahtası sağlayacak.“ dedi.

„SEÇİM SONRASINDA BAZI YATIRIMLAR ÇOK HIZLI GELECEK“

Arda Ermut, Türk lirasının yabancı para birimleri karşısında ucuzlamasının yabancı yatırımlar açısından bir fırsat oluşturup oluşturmadığına ilişkin soru üzerine, şu değerlendirmede bulundu:

„Kurun yüksekliğinden ziyade, kurdaki hareketlilik yatırım ortamının öngörülebilirliği açısından yatırımcıların dikkat ettiği bir konu. Eğer çok tahmin edilemez bir şekilde dalgalanma varsa bu bizim açımızdan çok olumlu bir gösterge değil. Dolayısıyla bu anlamda istikrarın sağlanması önemli. Halihazırda Türk lirasının değer kaybetmesiyle ülkede bazı sektörlerde fırsatlar oluştuğunu söylemek tabii ki mümkün. Özellikle doğrudan yatırımların önemli bir kısmını satın alma ve birleşmeler teşkil ettiği için bu, ülkede bazı fırsatların doğmasını sağlayabiliyor. Gayrimenkul gibi sektörlerde de yatırımcılar açısından daha cazip bir ortam oluşturduğu söylenebilir.

Fakat kurdaki dalgalanmanın getirdiği belirsizlik o olumlu etkilerle karşılaştırıldığında ne kadar birbirini dengeliyor? Buna daha detaylı bakmak lazım. Biz elbette uzun vadede güçlü bir Türk lirasıyla birlikte bu konudaki fiyat istikrarının sağlanmasını yatırım ortamı anlamında tercih ederiz. Çünkü bu yatırımcıların önünü görebilmesi açısından önemli. Ama elbetteki dikkatli yatırımcılar krizden de fırsat çıkarmasını becerecektir. Dolayısıyla seçim sonrası süreç de o anlamda önemli. Çünkü henüz daha o anlamda olumlu etkiler Türk lirasına ve Türkiye’deki değerlere yansımadan fiyatlar hala avantajlı bir seviyedeyken, öngörülebilirlik artar artmaz bu fırsatları değerlendirmeye almaları hızlı yatırımcılar açısından önemli bir fırsat olacak. Onun için zaten seçim sonrasında bazı yatırımların çok hızlı geleceğini tahmin ediyoruz.“

„KOTA SAVAŞLARININ KİMSEYE YARARI OLMAYACAĞI ORTADA“

Küresel ekonomide korumacı politikaların ve kota savaşlarının uluslararası doğrudan yatırımları çok da pozitif etkilemediğine işaret eden Ermut, „Bu uygulamalar öncelikle öngörülebilirliği azaltıyor. Ayrıca bu tip bariyerler bazı ülkelerdeki yatırım fırsatlarını çok hızlı şekilde öldürebiliyor ya da ülkelerinde kendi lehlerine yeni yatırım fırsatları oluşturmasına sebebiyet verebiliyor. Özellikle ABD’de bu konuda çok ciddi gayret olduğunu görüyoruz. Önemli bazı sektörlerde yatırımların yeniden kendi ülkelerine çekilmesi noktasında bu ticari potansiyeli korumacı politikalarla kullanma yolunda bir tercih yapıyorlar. Ama dünyanın en önemli ekonomilerinden birinin bu tip bir adım atması bütün dünyadaki öngörülebilirliği azaltıp yatırımcıları zora sokuyor. Dolayısıyla bunun totalde o ülkelere getirisi götürüsü nasıl olacak, onu görmek önemli. Uzun vadede bunun kimseye yararı olmayacağı ortada.“ görüşlerini aktardı.