Bayramlarımız bayram olsun

122

Kurban Bayrami vesilesiyle Avrupa’daki sivil toplum kuruluşları birer kutlama mesajı yayınladı.

Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) Genel Başkanı Prof. Dr. Nevzat Yaşar Aşıkoğlu, mesajında bayramın önemine vurgu yaparak „Hayatın hızlı akışı içinde çoğu zaman bilinçsiz ve sorumsuz şekilde tükettiğimiz zaman sermayesini, barış, sevgi, huzur, paylaşım ve kardeşlik gibi değerlerle kazanca dönüştürme imkanı sunan kutlu zaman dilimlerinden birine, bir Kurban Bayramına daha erişmenin mutluluğu içindeyiz. İslâm âlemi olarak 21 Ağustos 2018 Salı günü bir Kurban Bayramını daha tekbirlerle karşılayacağız. Hikmet, mağfiret, bereket dolu bayram günlerini hep birlikte idrak edeceğiz. Rabbimize sonsuz hamdü senalar olsun.“ diyerek başladığı mesajında „Kurban Bayramı günleri, Hz. İbrahim’in duasıyla müminlerin tek yürek, tek vücut oldukları, aynı iman ve aynı ruhla mübarek ve mukaddes topraklara geldikleri, tek parça örtülerine bürünerek her türlü ayrıştırıcılığı bıraktıkları, tek merkezde, Kâbe’de tavaf ettikleri, tek meydanda, Arafat’ta toplanarak hac farizasını yerine getirdikleri mübarek zaman dilimleridir. Kurban Bayramı günleri aynı zamanda bütün müminlerin İbrahimî bir arayışla Rabbimizin kendilerine lütfettiği nimetlere şükranlarının bir ifadesi olarak Kurban ibadetini eda ettikleri mübarek vakitlerdir.

Kurban bayramı ve hac, barışın esenliğin, birlik içinde duanın, yakarışın; statülerden arınarak eşitlenmenin, kendini bilmenin, tefekkürün, tezekkürün, yenilenmenin; sabrın, nefisleri terbiye etmenin, hiç bir canı incitmemenin, yok etmemenin, geçmişi idrak etmenin, yoksula, kimsesize, çaresize yakınlaşmanın bayramıdır.

Hac, bize birliği, vahdeti, kurban ise bize, dini sadece ve sadece Allaha has kılarak O’na teslim olmayı ve nefsimizi terbiye ederek insan neslinden kan akıtmamayı sembol diliyle ifade etmektedir. Hac ve Kurban, aynı zamanda birbirini tamamlayan birer ibadet olarak müminlerin Rablerine olan ilticalarını yansıtmaktadır. Dinimizin en önemli ibadetlerinden olan Hac ve Kurban ibadetinin eda edildiği Kurban Bayramı günleri bizlere çok güçlü, çok cepheli ve çok anlamlı bir şekilde bir borç, bir sevinç, bir duygudaşlık ve bir bilinç olarak kendi öz mesajını her yıl duyurmaktadır. Kurban Bayramının bir yüzü öte dünyaya, bir yüzü bu dünyaya, bir yüzü geçmişe, bir yüzü geleceğe dönüktür. Kurban Bayramının metafizik yönü, Hz. İbrahim’den gelen tarihi ciheti, toplumsal vechesi ve nefislerimizi sürekli terbiye ederek geleceğimizi inşa etme özelliği sayesinde bizleri hem Rabbimize, hem mümin kardeşlerimize hem de tüm insanlığa yakınlaştırmaya devam edecektir.

Bayramlar, sevinçleri büyütme mevsimidir. Bu bayramda da sevinçleri dünya çapında büyütmeliyiz. Önce kendi gönüllerimiz bir sevinç yumağı hâline gelmeli, sonra özellikle varlık sebebimiz olan annelerimizin ve babalarımızın gönüllerini şad etmeliyiz ve onların hayır dualarını almalıyız. Bir tatlı söz işitmek için hayatın bütün ağırlığını paylaşmayı göze alan çileli eşleri mesrur etmeliyiz. Evlerin canlı bayramları olan çocukları sevindirmeliyiz ve yılda bir defa gerçekleşen bu ibadetin coşkusuyla tanıştırmalıyız. Gönüllerin ağır yükü olan küskünlükleri ortadan kaldırmalıyız. Selâmlaşarak, kucaklaşarak, ziyaretleşerek, kurban etlerini dağıtarak, ikramda bulunarak, bütün sokakların, bütün komşuların, bütün yurdumuzun, İslâm coğrafyasının ve bütün dünyanın gözlerine sevinç taşımalıyız.

Evinde ve yatağında ziyaretçi bekleyen insanlarımızı hatırlamalıyız; öksüz ve yetimlerin, kimsesiz ve ihtiyaç sahiplerinin yüzlerinin gülmesine ve ümitlerinin yeşermesine vesile olmalıyız. Bizimle bayram sevincine katılamayan, hapishane ve hastane köşelerinde, düşkünler yurdunda bulunanları ziyaret edip gönüllerini almalıyız. Vatanlarını terk etmek zorunda kalarak bu gurbet diyarına gelmiş mülteci kardeşlerimizi de unutmamalıyız. Sevinçlerimize onları da ortak etmeliyiz.

Bu duygu ve düşüncelerle, bütün bayramların bayram gibi yaşandığı, barış ve mutluluğun egemen olduğu, savaşların, akan kan ve gözyaşının geride kaldığı bir dünya için bayramların birer imkân olması temennisiyle, başta Almanya’da yaşayanlar olmak üzere bütün Müslümanların Kurban Bayramını kutluyor, âlem-i İslâm ve insanlık için hakikî anlamda bir bayrama ve sevince dönüşmesini Yüce Rabbimden niyaz ediyorum.“ dedi.

Durmuş Yıldırım: Bayramlarımız bayram olsun

Kısa adı ATİB olan, Avrupa Türk-İslam Kültür Dernekleri Birliği Genel Başkanı Sayın Durmuş Yıldırım da yayınladığı bayram mesajında şu görüşlere yer verdi:

Kurban Bayramı Müslümanların iki büyük bayramlarından biridir. Bütün ibadetlerimizde olduğu gibi, Kurban ibadetide, Allah yolunda samimiyetin, fedakârlığın, cömertliğin ve teslimiyetin ifadesidir. Ayrıca kurban, insanın Allah’a yaklaşmasına ve O’nun rızasını kazanmasına vesile olan bir ibadettir.Yine Kurban ibadeti, İslam dinindeki sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın en çarpıcı örneklerinden biridir.

Bu vesileyle, yıllardır ATİB Hilal Yardım Organizasyonumuz aracılığıyla Türkiye’den Afrika’ya, Balkanlardan uzak Asya’ya, Ortadoğu’ya ve dünya’nın bir çok yerine mağdur ve muhtaçlara Avrupa’daki kardeşlerimizin ve mensuplarımızın vekalet yoluyla kurbanlarını keserek ihtiyaç sahiplerine dağıtıyoruz. Böylece onların dert ve sıkıntılarına ortak olduğumuzu, kardeşlerimizi unutmadığımızı hatırlatmış oluyoruz…

Bayramlar, sevinçlerin paylaşıldığı, gönüllerin coştuğu, kalplerin yumuşadığı, dargınların barıştığı, akraba ve komşuların ziyaret edildiği, yetim ve kimsesizlerin sevindirildiği önemli zaman dilimleridir.

Bayramlar; aynı inanç, aynı duygu ve aynı düşünceleri paylaşan insanların birlikte sevindiği müstesna günlerdir. Bayramlar, Cenab-ı Hak’kın Mü’minlere manevi bir ziyafetidir. Bayramlar, neşe, sevinç, sevme, sevilme ve sevindirme günleridir. Kardeşlik duygularının perçinleştiği, milli birlik ve beraberliğin pekiştiği, sevgi, saygı, şefkat ve merhamet duygularının coştuğu günlerdir.

 O halde, bayramlarımızı bu anlamda en hayırlı olabilecek şekilde değerlendirmeliyiz.

Bayramlarımız, millet olarak kimliğimizin bir parçasıdır. Kimliğimizin bu önemli parçasını gelecek kuşaklara aktarmak İslami ve Milli bir görevdir. Bu bakımdan bayramın, güzel geleneklerimizden uzaklaştırılarak sıradan bir tatil fırsatı gibi değerlendirilmesine yönelik anlayıştan uzak kalmalıyız.

Bugün Ülke ve İslam Dünyası olarak zor bir süreçten geçiyoruz. Bu bakımdan Bayramlarımız, milli ve islami birlik ve beraberliğimizin, kardeşlik ve dostluğumuzun perçinleştiği günlerdir. Buna özen göstermeliyiz. Dünyanın çeşitli yerlerinde bayram sevinci yaşayamayan Müslüman kardeşlerimiz için de dua etmeliyiz.  Ailece ve milletçe huzur ve mutluluğumuzun, milli birlik ve beraberliğimizin devamı için gerekli gayreti göstermeliyiz. 

Diğer taraftan Avrupa’daki Müslümanlar olarak, farklı dinlere mensup insanlarada kurban etinden ikramda bulunarak, biraraya gelerek diyalog köprülerinin kurulması ve birlikte yaşamaya katkı sağlamalıyız.

Bu duygu ve temennilerle, Mübarek Kurban Bayramınızı en kalbi duygularla tebrik ediyor, Ülkemize, Milletimize, İslam dünyasına, içerisinde yaşadığımız ülkelere ve bütün insanlığa huzur ve barış getirmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.

Kemal Ergün: “Tüm İslam âleminin Kurban Bayramı mübarek olsun.”

İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG) Genel Başkanı Kemal Ergün İslam âleminin Kurban Bayramı’nı tebrik etti. “Kelime manası olarak ‘yakınlaşmak’ anlamına gelen kurban, kişiyi Allah’a yakın kılar ve kardeşlerine yakınlaştırır. Yüce Allah’tan bu yakınlığı muhafaza edebilme iradesi dileriz” diyen Ergün sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kurban insanlık tarihi kadar eski, köklü bir ibadettir. İslam dininde kurban, gerekli şartları taşıyan mükelleflerin yerine getirdiği mali bir ibadettir. Kurbanın dinî öneminin yan sıra toplumsal önemi de büyüktür. İnananlar hem halis niyetle ifa ettikleri bu ibadet sayesinde Yüce Allah’a yaklaşır, hem de kurban etlerini dünyanın her tarafından kardeşleriyle paylaşmak suretiyle birbirleriyle yakınlaşır. Zaten kurbanın kelime manası da bu hikmete uygun olarak ‘yakınlaşmak’tır. Kurban Bayramı işte bu yakınlaşmanın en üst seviyede yaşandığı zaman dilimidir.

Kurban Bayramı aynı zamanda ‘Hacılar Bayramı’ olarak da nitelendirilebilir. Zira Arafat Meydanı’nda toplanarak burada vakfe yapıp kurtuluş müjdesine nail olan hacılar, zilhicce ayının 10. gününde bu sefer Kâbe-i Muazzama’ya varacaklardır. Böylece Hz. Âdem (a.s.)’ ve Hz. Havvâ’ya bayram olan bu günler bütün müminlere bayram olacak, bu bayramı en yakından işte orada bulunan hacılar hissedeceklerdir.

Yine her bayram olduğu gibi tekrardan hatırlatmakta fayda gördüğümüz bir husus da bayram günlerinin fırsat bilinerek dargınların barışması ve barıştırılmasıdır. Yüce Allah’a ve dünyanın her tarafındaki kardeşlerimize bu denli yaklaştığımız bir günde en yakınımızdaki kardeşlerimizle küs kalmamızın bir izahı olamaz. Birbirimizle kucaklaşalım, bu sevinç ve coşku günlerini dargınlıklarla gölgelemeyelim.

Bu duygu ve düşüncelerle bütün İslam âleminin Kurban Bayramı’nı en içten dileklerimle tebrik ediyorum. Cenâb-ı Hak kurban ibadetini ifa eden kardeşlerimizin kurbanlarını, hacda bulunan kardeşlerimizin haclarını kabul eylesin.”

12 total views, 1 views today